Ekipman header image


Dünya Turunda 27 markanın ürünlerini kullanmaktayım. Sadece 2 marka Dünya turuna ekipman desteği sağlamaktadır. Kron Bisiklet ve The North Face. Bu sayfada okuyacağınız diğer 25 marka sponsorum değildir!

Sponsor olmayan markaların ürünlerinin büyük bir bölümünü www.gurkangenc.com sayfanın reklam gelirlerinden yoldayken paramı biriktirerek aldım. Sayfayı takip eden okuyucularımın göndermiş olduğu destekleri tek tek şu sayfada yazdım "Gürkan Genç Destek" . Yıllardır çalışarak emek vererek alınmış, alın teri veya bacak terinin karşılığıdır bu ekipmanlar.

Bisikletle uzun turlar yapmak istediğiniz zaman ekipmanlar önem kazanıyor. Haliyle bu tarz kaliteli ekipmanlar da biraz pahalı. Bu yüzden sayfada almış olduğum ürünleri hem tanıtıp hem test ederek verilen paraları hak edip etmediklerini sizlerle paylaşıyorum. 

Yaptığım turla ilgili aklınızda sorular olabilir. Bu soruların hepsini "Çok Sık Sorulan Sorular" başlığı altında topladım. (Allah aşkına aklınızda bir soru varsa bana sormadan önce bu sayfayı okuyun ) Yazıya tıklayıp sorularınızın cevaplarını alabilirsiniz. Aklınıza takılan soru listede yoksa altta yer alan yorum kısmına sorunuzu eklerseniz en kısa zamanda da cevaplarım.

Buyrun kullandığım ürünler 

DÜNYA TURUNDA KULLANILAN BİSİKLET

 

"Gürkan Genç World Tourer"  Bu tur için bu kadro Türk firması KRON  tarafından 3 adet üretildi. Bu bisikletin satışı veya satışta olan benzer bir modeli yok. Türkiye'den yola çıktığım ilk bisikleti 42000 kilometre sonunda 37. Ülke olan Zambia'nın başketi Lusaka'da değiştirmek zorunda kaldım. Etiyopya'da bisikletin devrilmesi ve üst borunun bir kayaya denk gelmesi sonucunda yükün altında ezilen kadroda çatlak oluştu.

İlk Bisiklet çok güzel ve önemli yerlerden geçtiği için Türkiye'ye gönderdim. İkinci bisikletimle yola devam etmekteyim. Türkiye'ye gönderdiğim ilk bisiklet Japonya'ya giderken kullandığım bisiklet gibi Koç müzesinde gelecek yıllarda sergilenecektir.

Gürkan Genç World Tourer; 7 borudan 7005 alüminyumdan yapıldı ve 3 defa inceltilmiş bir kadro. Kadronun esneme payının normal bir bisiklete göre %30 daha az olması süper dayanım sağlamakta. Özel inceltilmiş kaynak teknolojisi yapılan kadroda, ağırlığın bindiği bölgelerde isteğim üzerine kaynak silme teknolojisi kullanılmadı. Türkiye-Japonya turunda kullandığım profesyonel bir dağ bisikletiydi. Onun özelliklerini de alıp bu modeli daha da güçlendirdik. Ayrıca V fren için uygun donanım yapıldı. En önemli noktası da bagaj kısmında. Bu yükle çok uzun süreler ve kilometreler arazide gittiğimden dolayı haliyle vibrasyon fazla ve bisikletin arkasında yeri geliyor olan ağırlığın yanına ekstra 20 kilo daha ekleniyor (çöl ve ıssız yerler su ve yemek) Bu alanlara da özellikle giriyorum. Bu noktada bağaj bağlantı noktasına kırılmaması için birşey yapmak gerekiyordu. Konuya Parmağı Hollanda'da bastım.  Bu bisiklette kazandığım tecrübelerle bir kadro yapmak hatta yeni bagaj sistemleri yapmak hayallerim arasında (16 Aralık 2016 da ilk bagajımı üretip kendi bisikletime taktım ) 

Bisiklet üzerinde hangi ekipmanlar var?

Ayna kol tercihim 22-32-44 Shimano XT şeklinde oldu. 22'nin seçilmesi gayet açık. 55-60 kiloluk yükle internet sayfamda nereleri tırmandığımı görmeniz mümkün. Yol üzerinde nerede en dik en yüksek trmanış alanı varsa oradayım!  42.000 kilometrede aynakol da sadece değişen 32'li dişli oldu.  O tırmanışları bunun yanında ancak 11-36'lık Shimano XTR Kasetle mükemmel bir hale getirebilirdim. 42.000km'de 4 defa kaset değiştirdim. 1.Kaseti Almanya'da değiştirdiğimde tüm zorlu kış şartlarını geride bırakmıştı. İkinci kaseti gene XT olarak alıp test ettim ve aynı şekilde zorlu Avrupa Alpleri sonrasında gene Avrupa kışını atlatmış ve Fas'da değiştirmiştim. 3. Kaseti SLX olarak aldım Fas sonrasında fazla tırmanış yapmasamda çöl kumu bu kaseti etkilemiş daha dayanıklı olmasını beklerken bu kasette Ürdün'de bitti fakat Suudi Arabistan'a kadar kullandım. Riyad'da 4. kasete geçtim. Bu sefer Deor ile değiştirdim. Bakalım bu seri ile kaç kilometre gidecek. Böylelikle Profesyonel seride bütün Kasetleri en zorlu koşullarda denemiş durumdayım. Gelecekte gene aynı serilerden gidip farklı koşullarda test etmeye devam edeceğim. Ayrıca önümüzdeki yıllarda kapalı vites sistemini de test etmeyi düşünmekteyim.

Ön aktarıcı (vites) Shimano XT arka aktarıcı da Shimano XT. Vites ve fren sistemleride Shimano XT. XT ve XTR fren sistemlerinde çift kademeli bir frenleme sistemi  var. Bu yolculukta oldukça işime yarayan bir sistem olmuştu. Böylelikle frenlere az bir baskı ile belli bir yavaşlamayı rahat yapabiliyorum. Şu noktada Shimano XT ve XTR setten oluşan bir serinin materyal olarak hafif fakat, dayanıksız ve uzun soluklu olmadığını söylemek çok büyük yalan olur! Bu malzemeler hem hafif hemde oldukça dayanıklı. 

Bisiklet V fren sistemi takılacak şekilde üretildi. Tur bisikletlerinde disk frenleri tercih eden biri değilim. 42.000km mesafeyi V fren olarak bitirdim. Sonrasında disk freni test etmeye başladım. Türkiye'ye Japonya seyahatim sırasında tanıştığım Alman bisikletli Thomas'ın özellikle hidrolik disk frenle yaşadığı sorunlar beni bu sistemden soğutmuştu. Hidrolik borusunun, yağ kaçırması, hava yapması, disklerden ses gelmesi ve diğerleri......

Fakat  2016 yılında Fransız bisikletli Gautier ile aldığım yolculukta 3 gün boyunca kırmızı toprak ve çamurlu bir yolda aldığımız mesafede onun kullandığı mekanik disk frenin rahatlığını  gözlemlemek güzel bir tecrübe oldu. ( benim V frenlere çamurlar sıkışmış lastiği kitlemişti. Gautier'de de çamurluk ile tekerlek arasındaki mesafe kısaydı onunda tekerleği kitlenmiş, günlerce bisiklet itmiştik.  O gün "MTB mekanik disk fren tur bisikleti böyle ortamlar için en iyisi" dedik..

Ancak yol alırken bisikletten farklı sesler çıkmasını seven biri değilim. Ayarsızlıktan balataların diske sürtme sesi keyif kaçırabilir. Diskin yamulma riski var. Özellikle Afrika kıtasında yedek balata bulabileceiniz ülke sayısı 4 ülkeyi geçmez bu konuda sıkıntı yaşanabilir. Hele Hidrolik disk frenle gezmek hakikaten büyük bir risk. Özellikle frenleme esnasında %70 arka %30 ön freni kullanan biriyim. Disk frenlerde V frende olduğu gibi janta değil direkt göbeğe baskı yapılıyor. Bisiklet ne kadar ağır olursa bu baskı da o kadar artıyor. O halde disk fren sistemini kullanırken ağırlığı da öne almam daha uygun olacaktı. İkinci bisikletim Kara İnci'de işte bu yüzden yük konusunda bazı değişiklikler yaptım. Olan Ekipmanların daha küçüklerini almaya özen gösterdim. Böylelikle Disk fren kullanımı ve testi içinde bir zemin oluştu. 

7000 km kadar disk freni test ettim. Bir noktaya kadar her şey yolunda giderken rampalara ve yokuşlara denk geldiğimde uzun süreli frenajda diskin ısınmasından dolayı frenlerin tutmadığını fark ettim. 3800m yükseklikten %12 eğimde zikzaklı yollardan 800 mete irtifaya inerken tabiki de o fren kullanılacak. Sonuç rezalet bisiklet o yükle durmuyor ve iki defa tel koparmama sebep oldu. Yıllardır bisiklet sürerim ilk defa telleri kopardım. Şu bir gerçek disk fren sistemi tur bisikletinde asla ve asla kullanılmamalı.

Göbek demişken bisikletin arka teker göbeğinden'de bahsetmek gerekiyor.

Görüldüğü üzere arka tekerde kullandığım göbek Shimano XT. Fakat bu göbek 40 delikli. Nadir bulunan bir göbek. Peki bu göbeğin ne gibi bir avantajı var?. 40 delikli bir göbeği DTS nin güçlendirilmiş telleri ve Koga'nın özel ürettiği jant yapınca olay koptu gitti kısacası kırılmaz oldu. Arkada bulunan İlk göbek 42.000 kilometrede tek bir sorun yaşattı. Kaseti taşıyan ve tutan alan kırıldı. O kadar tırmanışa ve yüklemeye gayet normal. Sadece o alanı  değiştirerek yola devam ettim. Hatta İngiltere'den bir adette yedek aldım yanımda taşıyorum. 

 

Bisiklet üzerinde takılı olan pedallar Shimano XT M785 (71$) Bu pedalın en sevdiğim özelliği platform olması. Hem kullandığım kitlenebilir ayakkabıda geniş bir yüzeye basınç uygulamamı sağlıyor hemde normal bir ayakkabı ile kullanırken rahat sürmemi. Çamurda ve Karda kitlenmeye v kolay açılmaya da devam ediyor. Çölde ince kumlar aralara kaçtığından ince bir kum ezilmesi sesi gelsede yıkandığında kendine geliyor. 

Tur bisikletinde Sabit maşa kullanım olayı bana göre değil. Asfaltta gittiğim kadar arazide de giden biriyim ki eğer gideceğim noktadan yol ariziden de gidiyorsa, çöldü ıssız alandı falandı filandı hak getire hemen o tarafa kayarım. Hah işte o alan kaydığımda da gidon üstünde kilit mekanizması bulunan şistemi açar ve amortisörü aktif hale getiririm. Asfalta çıktığım anda kitlerim. Arazide yokuş çıkıyorsam gene kitlerim. SR Suntour Epixon (190$) 

Lastikler 

Yolculuğum boyunca kullandığım lastikler ve deneyimler. 

 Schwalbe Maraton Mondial 2.00

Markanın Tur bisikletçiliği için Amiral lastiği olur kendileri. Tek lastigin fiyatı 75$ civarlarında. İki modeli var bir katlanabilen diğeri de yan taraflarında telleri olan.  Her iki modelini de uzun süreli kullanan biriyim.iki lastik arasinda haliyle agirlik farki var. Mondialin lastik hamuru Sert 8000km sonrasında gözle fark edilir şekilde aşınmalar belli oluyor. Tabi bu aşınma araziye göre değişiyor. Lastik izinde ki aralıkların fazla olması çamurlu ve kumlu zeminde yola tutunmayı arttırıyor. Fakat diken ve benzeri lastiğin patlamasına sebep olacak sivri materyallerin lastiğe rahatçana batmasına sebep oluyor! Bu demek değildir ki lastik hep patlıyor. Lastik yapısında diken çivi ve benzeri şeylerin kolayca içine girmemesi için içinde özel bir kat var.  Yola tutunuşu hem asfaltta hem de arazide oldukça iyi. 22Km hızdan sonra asfaltta çıkardığı ses bir süre sonra adamı deli ediyor. Yol koşullarına göre 40psi veya 50 psi hava basıyorum.  Bu lastigi kullanirken birsey fark ettim. Bisikletteki yuklerle birlikte kullanicinin agirligi da eklenince toplamda 140kg gecildiğinde lastiğin ömrü çok daha çabuk bitiyor. iki farkli dönemde kullandim ikisinde de 5000km içinde 15 patlak, lastikte yirtilma ve asinmalar oldu. Toplam agirlik130kg gecmedigi sürece başarili bir lastik. 10000km lastiği patlatmadığım dönemlerde oldu. Afrika'da kıtasında bu lastikleri kullandım ve lastikler hiç patlamadı.

8 / 10

 

Schwalbe Maraton 2.00.

Bu lastikleri ilk Güney korede kullanmaya başladım. Orada taktığım lastikler tüm Türkiye'ye gezilerim ve şehir içi gezilerimde hiç patlamadan 10000km devirmişti. Lastik şehir içi kullanımı için çok iyi arazide de hız yapmadığın sürece gayet başarılı. ( Bu arada bu lastiklerle dağ bisikleti yarışına da katıldığımı düşünürsek aslında hiç fena değiller) Fakat çamurda, buzlu ve karlıyollarda istediğim performansı veremediler. Ayrıca diğer lastiklere göre ağırlar. Katlayıp çantanın içine yerleştirme durumu mümkün değil. Lastiğin yapısına zarar veriyor. Uzun turlarda eğer çoğunlukla asfaltta seyahat edilecekse kesinlikle tercih edilmesi gereken lastik. Sürekli kullanımda 10000 veya 12000 kilometrelik bir ömrü var.  45-55 psi basincla kullandim. Araziye girdigimde 35-40psi a kadar dusurdum- Sonuc gayet iyi 

9 / 10

 

Shcwalbe Marathon Exterme 2.00

Dünya turumda 2012 yılının Kasım, Aralık ve 2013 Ocak aylarında Moldova, Ukrayna, Rusya bölgesinde kullandığım lastik.

Hamuru yumuşak, Yanlarında tel bulunmayan bir model. Böylelikle katlanıp çanta içinde fazladan yedek lastik taşıma olanağı sağlıyor. Kış aylarında karda yol tuttuş iyi. Tabi burada biskletin üzerindeki ağırlığı da göz önünde bulundurmak lazım. Boş bir bisiklette tur bisikletindeki kadar iyi yol tutmama ihtimali var. Arazi koşullarında da performansı oldukça yüksek.  Fakat asfalta çıkıldığında ve 18 km hızı geçtiğim anda çok fazla ses çıkartmaya başlıyor. Bu da bir süre sonra kullanım konforumu rahatsız ediyor. Asfalt kullanımında ve sıcak havalarda lastik çok çabuk aşınıyor. Lastik izindeki aralıklar geniş olduğundan diken ve benzeri unsurların lastiği patlatma olasılığı yüksek. 45-50 psi arasinda kullandim. Dünya turum sırasında arka sağ çantamda bu lastiği yedek lastik olarak bir süre taşıdım.  Katlanır Mondial bulduktan sonra değiştirdim

7 / 10

Shcwalbe İce Spiker Pro 2.2

Karlı alanlarda nasıl gittiğimi merak eden bir çok takipçi var. İşte bu lastik sayesinde. Evet bu bisiklet lastiğinde kış kullanımı için gelinen son nokta. Çivili lastikler. Hem Karlı alanda hemde buzlu alanda yol tutuş performansı çok iyi.  Bisikletin üzerindeki yükler olmadığında bile kar üstünde 20km gibi bir hızda belli bir teknikle oldukça rahat gidiliyor. İsveç'de buz pateni sahasına girmişliğim oldu. Lastiklerin yan tarafları telsiz yani katlanma kolaylığı var.  Asfaltta, Karın veya buzun olmadığı arazide kullanımı doğrultusunda üzerindeki çiviler oldukça fazla hasar alıyor. Hamuru yumuşak. 2013 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarında Finlandiya, İsveç, Norveç bölgesinde bu lastikleri kullandım. Gene bu lastiklerle 2013 Şubat ayında Finlandiya'da Kutup Dairesini bisikletimle geçmiştim.

8 / 10

Peki Bu lastikleri hangi Jant Setinde Kullanıyorum?

İlk Bisiklet Kara Şimşekte Ön ve arkada kullandığım jant seti aynı markanın farklı iki modeliydi. Ön Lastikte Rigida Grizzly 36 delik (60$), Arka Lastikte Rigida Sputnik 40 delik (32$) Jant telleri Önde  ve arkada DT Swiss Champion 2.00 mm takılı. Toplam tel sayısı 76 (228$) 

İkinci bisiklet Kara İnci'de gene önde Rigida Grizzly fakat bu sefer arka tarafta Koga'nın 40 delikli jant seti var. Bu parçanın tek başına satış fiyatı internette gözükmemekte. 

Su taşıma kapasitesi ve suluk yerleri 

Bisiklette tam 4 adet suluk yeri bulunmakta. Altta bulunan suluk kafesine yolculuğumda yemek yapmak için kullandığım benzin ocağının bir litrelik benzin tankını taşıyorum. Gövdenin içinde bulunan 3 suluk kafeside 2 adet 2 litrelik ped şişe ve bir adet 2 litrelik termos taşıyorum. 2 litrelik ped şişeleri termal polarların içinde saklıyorum.  bisikletin gövdesinde 6 litre su her zaman bulunur. Kışın Ped şişeleri termoslarla değiştiririm. Böylelikle suların donmasını önlemiş olurum.

 

Öne ve Arka Bagaj

Profesyonel dağ bisikletlerinde bagaj takma yeri bulunmamaktadır. Gürkan Genç World Tourer modelinde bagaj takma yerleri mevcut. Arka bagajda 60kg (len öyle bir taşıma kapasitesi yazmıyor dediniz. Arka bagaj üstünde insanları gezdirdim) Ön tarafta 20kg yük taşıyabilecek kapasitede bagajlar kullanmaktayım. 

Arka bagajda kullandığım marka Tubus Logo Classic Modeli ve oldukça memnunum

 

Ön bagajda kullandığım modeli söylemeyi isterdim fakat bir model adı yok. İsimsiz ve bir garaj üretimi. Şu zamana kadar gördüğüm  ve kullandığım en iyi ön bagaj sistemidir. İsviçre'de dostum Tim tarafından hediye edildi. Kendisi bagajın seri üretimine de başlamış satışlarını yapıyor.

Elektronik cihazları nerede sarj ediyorsun? 

Merak edilen Başka bir konu "Gürkan Yolda telefonu gps aletini nasıl sarj ediyorsun". Ön tekerlekte 36 telli SON marka dinamo ile elektirik sorununu hallediyorum (260$) Bu dinamodan üretilen elektirik bisikletin itiş gücüne yardımcı olmuyor. Yani Bisikletlet elektirikli bisiklet değil. ( Anlamak istemyen için tekrar edeyim Bu bisiklet elektirikle hareket eden bir bisiklet değil tamamen kas gücü ile hareket ediyor.) Üretilen elektirikle Telefon, Gps, Gopro, uydu telefonu ipod, fotoğraf makinası, bilgisayar'a direkt gücü aktara biliyorsun. Fakat tekerin dönmesi durduğunda sarj edebilmesi için araya bir lityum pil bağlıyorsun. Tekerlek döndüğünde önce onu sarj ediyor . Durduğunda oradaki gücü cihazlara aktarıyor. Peki abi tekerleğin dönmesine yavaşlatıyor mu? Nerdeyse bir Xt göbek kadar rahat dönüyor. Tekerin dönüş hızını yavaşlatıyor falan filan hikaye! Elektiriğin olmadığı yerlerde oldukça fazla ve uzun süreli gezen biri olduğumdan oldukça işime yarıyor. Güneş enerji paneli ve benzeri zımbırtıları daha önce kullandım. Taşıdığım panelin boyutları küçük olunca (bisikletle gidiyorum bagaj kapasitesi belli) açısıydı, konumuydu cartıydı curtuydu derken verim alamadım. 

Tur bisikleti dendiğinde; 28 jant düz maşa yani amortisör olmayan bir bisiklet gösterilir. Peki, ben neden 26 jant bir dağ bisikletini tur bisikletine çeviriyorum?

28 jant tur bisikletleri asfalt yollar için daha uygun. Araziye girdiğinizde bisikletin geneline yayılan vibrasyon ve yükün fazlalığından dolayı zaman içinde jant telleri kırılmaya başlar. Türkiye - Japonya yolculuğumda Tacikistan'da karşılaştığım Polonyalı bisikletli gezginler 28 jant bisiklet kullanıyorlardı. Asfaltın olmadığı bir ülkede o yüklerle 28 jant bisiklet kullanmaktan defalarca jant teli kırdıklarını dile getirmişlerdi. Dağ bisikletine Shwalbe Marathon 2.00 marka lastikler taktığınızda hem asfaltta hem de arazide gidebilirsiniz, tellerin boyu kısaldığından direnci de artacaktır. Gene düz maşalı yani amortisör olmayan tur bisikletleri asfaltta daha rahat ettirir. Araziye girdiğinizde eğer düz bir maşa kullanıyorsanız yoldaki tüm girinti çıkıntılarda yük, kollarınıza ve eklem bölgelerinize binecektir. 1000 kilometre arazide yüklü bir bisikletle seyahat ederseniz ve ön tarafta amortisör yoksa akşamları çadırda eklem yerlerindeki ağrıları hissedeceksiniz.

Kendi yolculuklarımda en zor şartlarda seyahat etmeyi seven biri olduğumdan 28 jant ve düz maşa klasik tur bisikletleri benim tur anlayışıma uymamaktadır. Bisikletin Üzerinde yer alan DT swiss teller, Jantlar, maşa ve yukarıda saydığım ekipmanla birlikte maliyet 4000$. Kadro hariç.

 

BİSİKLET ÇANTALARI

Dünya turunda 9 Eylül 2012 - 20 Mart 2016 tarihleri arasında “Ortlieb Bike Packer Plus Panniers”.(4adet 500$) Dünyanın en iyi tur bisiklet çantalarıdır. Ön ve arkada sağda ve solda olmak üzere 4 adet bu çantadan kullandım. Klasik Ortlieb çantalarının farklı bir model. Her bir çantanın hacmi 20 litredir. Bu modelde ekstra gözler olması malzemelere ulaşım rahatlığı sağladığı gibi belli bir düzen oluşturmanıza da olanak sağlıyor. Renk olarak seçimim siyah oldu. Çünkü göze fazla batmayan dikkat çekmeyen renklerin kullanılması bu tarz yolculuklarda önemli. Aynı sebepten bisiklette de siyah ve mat renklerini tercih ettmiştim. 3.5 senenin sonunda hemen hemen bütün çantaların Klipsleri kırıldı.  Hepsini Ürdün'de yeniledim. Fermuarlu olmamaları burada çok büyük bir avantaj sağladı. Zamanla çantaların kumaşları da aşındı. 42.000 ye geldiğimde artık alt taraflarındaki kumaş sürtünmekten erimiş durumdaydı. Sahra ve Arabistan çöllerindeki yüksek ısılar çantaların ek yerlerindeki yapıştırma alanlarını açtı ve çantaların beni yarı yolda bırakmaması için 42.000 de emekliye ayırıp yenilerini aldım. Çantaların arkasındaki bagaja takılmasını sağlayan plastik kancalar şu zamana kadar sorun çıkarmadı. Zorlu koşullara dayanan en iyi bisiklet çantasıdır.

 Yeni kullandığım çantalar hem model olarak hemde hacim olarak farklılar. Ortlieb Sport Roller Plus 10L (4 adet 300$) ve Ortlieb Rack Pack 24L. Bu çantalar yıllarca kullandığım diğer çantalara nazaran hakikaten ufaklar. Ön tarafta fazladan bir göz olmadığı için çantalarda yapılacak eşya düzenlemesi çok daha önem kazanıyor. Bisiklette yer alan en ağır ekipmanları önde yer alan iki çantaya koydum.

Ön Sağ çanta; 3 Pantolon, 3 Gömlek, 2 Atlet, 1Tshirt, 4 Don, 4 çorap, Kışlık alt içlik ve Üst içlik, Kışlık kaz tüyü mont, 2 Buff, 1 çöl şapkası Bilgisayar, bisikletin ön ve arkasına takılan ışık sistemleri, (6.3kg)

Ön Sol çanta; Tencere tava, Ocak takımı, bisikletin Alet Çantası, Msr Su arıtma cihazı, Yedek zincir, Yedek disk, Yedek iç lastik, Su tankları. 2 paket makarna, iki paket müsli (6.3kg)

Arka sağ Çanta; İlaç Kutusu,ilk yardım malzemeleri, bir spor ayakkabı, bir Sandalet, kişisel bakım eşyaları (3.55kg)

Arka sol çanta; Uyku Tulumu, Mat, İçlik, tepelambası, şort, atlet (3.55kg)

Arka Üst Çanta; ALt ve üst yağmurluk,Tnf Thermolite mont, DJI Phantom 4, Elektonik cihazların sarj aletleri (6.75kg)

Ön Üst Çanta: Çadır (920gram)

Son olarak bir bagaj da ön gidonda bulunuyor. 6 litrelik “Ortlieb Ultimate 6M Plus Bar Bag (207$) Gidonda bulunan çantanın içinde; Cüzdan, Sony compact Z5 cep telefonu, küçük bir defter, kalem, diş fırçacı, diş macunu, Garmin Virb XE, Gopro 4 Black, Sony Alpha R7 Fotoğraf makinası, monopod, pasaport, gözlük, Ses kayıt cihazı,  fotoğraf makinasının, Gps'in, Gopro'nun ve Garmin Virb XE'nin yedek pilleri, Kindle Kitap, Spot takip sistemi, Leatherman çakı, göz yaşartıcı sprey

Bisiklet üzerinde 6 bagaj taşıyorum ve toplam kapasite 70 litrelik. Yüklerle beraber bisikletin ağırlığı 40kg. Su ve yemek taışıma durumuna göre bu ağırlık değişebilir. 

 

Kullandığım gözlük Oakley Half Jacket 2.0 (112$) 3 farklı gözlük camı var. . 1 adet şefaf, 1 adet mavi Polarize ve 1 adet Kırmızı Prizma modelinde cam var. Bu özel camlar yerden veya yere paralel yüzeyden gelen yansımaları engellemekte. Kırmızı gözlük camlarını sisli ve soğuk dönemlerde kullanıyorum böylelikle yerdeki buzlanmayı fark ettiriyor ve görüş mesafemi biraz daha arttırıyor. Polarize olması aynı zamanda camdaki o zaman içinde aşınmadan oluşan kötü izleri de ortadan kaldırıyor

BİSİKLET SELESİ

Yolculuktaki en önemli ekipmanlardan biri de sele. Hepimiz bisiklette rahat bir sele ararız. 7 kıta, 84 ülke 115.000 kilometre diyorum. Eh buna hangi döt dayanır. Evet, kaba et mevzusu mühim. Üstelik benim pedli tayt giymediğimi de düşünürseniz sıkıntı. Yahu rahat edemiyorum o taytların içinde. Bir de o taytla markete falan girildi mi aboo. Herkesin gözü şeyinde. Herkes oraya baktı mı, acaba hangi pozisyonda duruyor çok mu dikkat çekiyor. Düzeltsen bir türlü, düzeltmesen bir türlü. Neyse, Türkiye'den Japonya’ya giderken en basit selelerden birini kullanmış üstüne de jel kılıf geçirmiştim. Fakat gereksiz bir ağırlık yapıyordu ve zaman içinde aşınıp parçalanıyordu. Bu yüzden bu turda Brooks B17 Titanium”  (265$) kulannıyorum. Normal selelerin üstüne oturduğunda dötün selenin şeklini alır. Fakat bu selenin üzerine oturduktan yaklaşık 2000 km sonra sele senin dötünün şeklini alıyor. Baskı alanı geniş olduğundan konforlu bir sürüş de sağlıyor. Uzun seyahatler yapan tur bisikletlilerinin %90 bu seleyi tercih ederler. Bu selenin konforlu bir sürüş sağlayabilmesi için montaj sırasında pozisyonunun ve açılarının doğru yapılması da şart.

 

BİLGİSAYAR, YOL BİLGİSAYARI, GPS VE ARAÇ TAKİP SİSTEMİ

 

Gidon üstünde sol tarafta Gps in yanında Bontrager Trip 300 (60$) yol bilgisayarı kullanıyorum . Günlük tur kilometrem, hızım, ulaştığım en yüksek hız, hız ortalaması, kadans bilgileri, hava sıcaklığı, kalori bilgiler ve tur boyunca yaptığım kilometre toplamı bu minik yol bilgisayarı üstünde bulunmakta ve bisikletin üzerinden sadece büyük şehirlere vardığımda veya şehir içinde turlayacağım zamanlarda çıkartıyorum. Restoranlara, marketlere girip çıkarken; sök tak geri çıkart olayı ile uğraşmayı sevmediğimden dolayı şehir içlerinde takmıyorum.Wifi özelliği sayesinde GPS için kullandığım kadans aletinden tüm verileri alabiliyor aynı 

 

"Garmin Montana 650T(674$) yolculukta kullandığım GPS sistemidir. Bisikletin gidon boğazına takılı bir halde duruyor. Genellikle çöllerde ve köy yollarını tercih ettiğim zamanlarda kullandığım sistemdir. Ana yol hattının nerede olduğunu haritadan görüp ara yollarda seyahat etmemi, çöl geçişlerinde su ve erzak tüketiminin idareli kullanımını, şehir merkezlerinden en kısa yoldan şehir dışına çıkmamı sağlayan yoldaki en büyük yardımcılardan biri. Ayrıca bu yolculuğun yol izi kayıtlarını tutan, nerede kaç metre tırmandım, bisikletin pedal hızı nedir, kalp atış ritmimi, hava sıcaklığı kısaca yolla alakalı tüm djital verileri kayıt eden ve yolculuğun hangi kordinatlarda mevkilerde bisikletle yapıldığını resmileştiren cihazdır! Tüm Yol kayıtları her ay Garmin Dashboard'a yüklenir! : ) Türkiye - Japonya yolculuğunun da yol izi kayıtları mevcuttur. Bu kayıtların rekorlar kitabına vermemle birlikte Kırılmak üzere yeni başlıklar açılacak gibi. Yıllar içinde çok enteresan veriler oluştu.

Neden yol kayıt izi tutuyorum?

Eh bu seyahatin verilerini rekorlar kitabına vermek lazım. Bu kayıt olayı da çok ciddi anlamda pil tüketimini arttırıyor. 4 adet lityum yedek pili mevcut.(Bu arada ufak bir detay; uluslararası gezilerde yol izi tutmak soruşturmaya tabi tutulduğunuzda başınıza dert açabilir.!) -30 dan sonra işlemcisi yavaşlıyor. Dokunmatik ekranda dokunuşları geç algılamaya başlıyor. Bisiklet üstünde -40 gördüğünde ekran buz kaplanıyor. Bisiklet üstünde -57 gördüğünde hala çalışmaya devam ediyor. Artı sıcaklıklarda 55 derece üstünde ekrana dokunulduğunda istenilen yeri açmıyor. 60 derecede hiç bir şey açmıyor ekran kitleniyor fakat yol verilerini kayıt etmeye devam ediyor.  42500 kilometrede açma kapama düğmesi koptu. Bantla yerine geri yapıştırdım.

 

 

Spot Connect kişisel güvenlik sistemi. (242$). www.gurkangenc.com adresinde hemen sağ tarafta Gürkan Nerede diye bir bölüm görüyorsunuz. Bu alet sayesinde o alana tıkladığınız zaman dünyanın hangi noktasında pedalladığımı görebileceksiniz. Her sabah pedallamaya başladığımda makine açıyorum ve akşam kamp attıktan sonra kapatıyorum. Bu cihazı kullanmam sanırım en çok annemi sevindirdi. En azından an ve an nerede olduğumu görebiliyor. Cihaz her 10 dakika da bir sinyal atar. Benim gittiğim rotanın izini birebir çıkartmaz. 30 dakika boyunca 10km hızla giderim sinyaller birbirine çok yakın düşer. sonraki 30 dakikada 35 km hızla giderim sinyallerin arasındaki fark açılır bu demek değildirki Gürkan Genç vasıta kullanıyor. Aynı cihaz üzerinde 911 yardım butonu var. Bu buton sayesinde en yakındaki askeri birlik acil bir durum anında hemen bulunduğum noktaya ulaşabiliyor. her yıl düzenli olarak 130$ para bu sistemin işlemesi için ücret ödüyorum.

 

Bilgisayar

Microsoft Suface Pro 4 (2596$)

Özellikleri; Core i7e 6600u 2.2Ghz, 16gb Ram, 512GB SSD 12inch ekran, ağırlığı 750gram. UAG kılıfı 66$ ve Ekran koruması da  19$

2016 yılında piyasada bulunan en güçlü ve en hafif taşınabilir bilgisayar. Microsoft bilgisayar sektöründe bu cihazla noktayı koymuş ve budur demiştir. Masa üstü bilgisayarı gücünde, taşınabilir ve tablet.  Herşeyi ile dört dörtlük bilgisayar.  Bundan önce 2012-2016 Nisan ayına kadar kullandığım bilgisayar Asus Zenbook du. Oldukça başarılı ve sağlamdı fakat 4K videolara montaj yapamıyordum.  Botsvana da gece yakalandığım sel sularında çamurlu ve su ile tanışıp bozulmuştu. Artık yoluma Surface pro ile devam edeceğim.

 

Dünya Turu Hava Kontrol 

DJI Phantom 4 (1627$) ve ekstra iki bataryası (350$) 500 metre irtifaya çıkartıp 8 kilometre ileriye gönderebiliyorum. 90 kilometre hızla seyir yapabiliyor. 4k çekim yapabilen kamera. Karşısındaki nesneleri algılayabilen sensörler. kişiyi ve aracı takip sistemi. Harita üzerinde işaretlediğim bölgede çekim yapıp geri gelebiliyor. Üzerinde 128GB Lexar 1800x  micro Sd (200$) var. 2 adet pili ile birlikte bisiklette arkada mavi çantanın içinde duruyor. Dubai'de DJI phantom 3 vardı onu Tanzanya da Hint okyanusuna gömünce hazır yenisi çıkmış bunu alayım dedim. Her ikisi de oldukça başarılıydı. güney Amerika Seyahatimde cihazı yanıma almadım Türkiye'ye gönderdim. Gelecekte yeni modelleri ile değiştireceğim

Video Kamera ve Fotoğraf Makinalarım 

Garmin Virb Xe (362$)  Kullanım açısından Gopro daha iyi.  Çekimdeki ses kalitesini arttırmak için kasa değişikliğine gitmeme gerek yok. Çekim sırasında ki sarsıntıları önleyen kendi geliştirdikleri sarsıntı önleyici sistem var. Açma kapa düğmesi oldukça pratik ve kullanışlı. Açıp kapattığın düğme ile  gene tek dokunuşta video ve fotoğraf çekebiliyorum. Bisikletteki tüm Garmin cihazları ile senkronize bir şekilde çalışıp kendi Gps sistemi sayesinde videolara konumunu ve bölgenin haritasını, yükseklik, sıcaklık,eğim, hız, ve diğer tüm verileri ekleyebiliyorum. Cihaz kapalıyken tek tuşla 3 saniye içinde açılıp kayıt yapmaya başlıyor. 15 saniye içinde de Gps devreye girip tüm verileri videoya ekliyor. Hem telefon hem de bilgisayar için kendi montaj programı var. Gopro nun tüm aparatları ile uyum içinde çalışıyor. Bir aksiyon kamerasından isteyeceğim her şey bu kamera da var. Ayrıca Garmin Montana 650 GPS uzaktan kumanda şeklinde kullanıp cihazı açıp kapatabiliyorum. 2 adet yedek pili var.  Lexar 64GB  1000x micro Sd takılı  (45$)

Gopro Hero 4 Black Edition (576$) Bisiklette bulunan ikinci kamera. -57 derecede çalışmaya devam ediyor. Ses kalitesini arttırmak için farklı bir kasa almak şart. 5 adet yedek pili, Arkasına takılan LCD ekranı, göğüse takma aparatı ve diğer aparatları mevcut bu aparatlarada (250$) verdim.  Drone ile çekim yaptığım sırada helikopterin düşmesi sonucu görüntüleme sisteminde bir bozulma meydana geldi. Lexar 64GB  1000x micro Sd takılı  (45$)  

Bir adet de Xs-Ssories  (39$) monopod kullanıyorum. Bu monopod da gene çok uzun zamandır yanımda ve videolarda da kendisini görüyorsunuz. Dayanıklı kilit sistemi olan kullanışlı tuzlu suda bile kullanıdığım iyi bir ekipman.

2013 Nisan ayında SONY Japonya'ya Yönetim kurulu ile üst düzeyde görüşmüş dünya turu projemi antlatmıştım. Projem kabul görmüş ve bu doğrultuda Sony Türkiye'ye yönlendirilmiştim. SONY Türkiye yöneticileri Japonya'dan mesaj geldiğini teyit etmiş fakat istediğim ekipmanları sağlayacak bütçelerinin olmadığını e-posta yazarak tarafıma göndermişlerdir. Aşağıda gördüğünüz 7 parça SONY ürünü şahsım tarafından satın alınmıştır. Sony firması sponsor olmamıştır.

Sony Alpha 7R (3666$) Su geçirmiyor böylelikle yağmurlu bir havada tripodun üstünde bırakıp çekim yapabiliyorum. Toza ve kuma karşı dayanıklı! Bu çok önemli önceki foto kameramda tuşların arasına kumlarım girmesi ve sönsöre haddiden fazla kum ve toz almasından dolayı temizlerken sensörü çok ciddi anlamda çizdim ve fotolarda ki lekelerin ve çiziklerin önüne geçemedim. 36.4 MP olan kamera Full Frame ve 4K video çekimi yapıyor. Aynı zaman üzerindeki pili direkt usb den sarj edebiliyorsun ki bu da bisiklette kullandığım dinamodan ürettiğim elektrikle sarj etmemi kolaylaştırıyor. Makinanın Ufak olması Ön gidon çantamda taşına bilmesini kolaylaştırıyor. Üstelik gidon çantamın içinde bulunanları görseniz hayret edersiniz. Aynı zamanda hareket halindeyken çekim yapmak oldukça rahat. Telefon uygulaması ile hem telefonu bir uzaktan kumanda gibi kullanabiliyor hemde kameradaki görüntüyü anlık telefona aktarabiliyorum. Wifi ve NFC olması çektiğim görüntüleri telefon aktarmada kolaylık sağlıyor. Cep telefonumu uzaktan kumanda olarak kullanıp çekimleri cep telefonu üzerinden yapabiliyorum. Oldukça hafif bir makina 407g. Magnezyum ve Karbon alışımından yapılmış bir kasa. Ve öyle kocaman profesyonel bir makina görüntüsü yok! Kasa üzerinde bulunan 5 tekerlek menulere ulaşmam konusunda oldukça yardımcı oluyor. Özelliklerine baktığınızda alındaki en iyi DSLR makinelerden biri, hatta bu boyutta ve hafiflikte lensleri değişebilen Dünyadaki ilk Full Frame kamera.  3 yedek pille geziyorum yetiyor. iki adet  Lexar Professional 64 GB microsd 1800x SD kart  (260$)

Sony HVL-LE1  (234$) 4 kalem pille veya Lityum pillerle çalışan Led Işık sistemi. Gece video çekimleri yapmak için aldım.  Aynı zaman  Sadece Işık haznesini Monopod Üzerine bağlayıp kasanın üst tarafına koyduğum Gopro yapıştırması sayesinde sadece Fotoğraf makinasını değil Gopro makinasını da kullanabilmeme olanak sağlıyor. iki adet lensi bulunuyor.

Sony  Ecm-W1M wireless (380$) mikrofon. Sol tarafta kameranın üstüne takılan aparatı kamera pilini kullanıyor, Sağ taraftaki mikrofonu küçük kalem pille çalışıyor ( Lityum pil kullanıyorum) 50 metre mesafeden gayet iyi sesi alıyor. Araya bir iki duvar ekleyip konuşmaya devam ettiğimde ses kalitesinde bir bozukluk olmuyor.  

Fotoğrafları çekmek Tripod ve Monopod Da kullanıyorum. Kullandığım Tripodun markası Sony VCT-R100  (34$) hafif, dayanıklı ve güçlü. Yolculuğumda uzun süredir sağlam kalmayı başaran tek Tripod dur.

Ses kayıt cihazım Sony ICD-UX543F  (293$). Yolculuğumun birinci senesinden sonra ses kayıt cihazı kullanmaya başladım. Çok işime yaradığını söyleyebilirim. Özellikle bu modeli tercih etmemin sebebi detaylarına baktıgığınızda belli olacak . Şimdilik sağlam ve kullanmaktan memnunum. Ayrıca siteme ses kayıtlarımı bu sayede yükleyebiliyorum 

Fotoğraf ve video çekip, yolculuk sırasında internete bağlanıp sosyal medyada anlık paylaşım yapmak amacı ile Sony Compact Z5  (580$) kullanıyorum. Lexar Profesional 64GB microsd takılı.  Bu telefonun beğendiğim özellikler; su geçirmiyor, 23MP fotoğraf makinasına sahip (Çok iyi) ,  4G bağlantı, 3GB Ram,  8.10 64 bit Qalcomm Core işlemci ( Bu boyda en hızlıyım diyor)  ve Dayanıklılık (stamina modu). Bu modu şu yüzden seviyorum; Telefonun ekranı kararttığımda arka planda çalışan herşeyi otomatik kapatıyor. Çantadan çıkartıp Fotoğraf çekeceğim sırada geri açtığımda da çok hızlı bir şekilde bütün uygulamaları çalıştırıyor. Böylelikle pil ömrünü daha fazla uzatıyor. 4 gün telefon şarjını ancak bitirebildim. Cep telefonlarında fotoğraf çekerken otomatik netleme de en iyisi şimdilik kendisi.  Telefonu kapalı halde bisikletimde sarja taktığımda %0 dan  2 saat 30 dakikada  %100 yapıyor. Su geçirmiyor. Su geçirmiyor derken öyle yağmur damlası falan değil. Bildiğin suyun altında fotoğraf ve video çekiyorsun. Du bakim hazır garanti kapsamı olan bir ülkedeyim gidip yıkıyayım dedim. Sıkıntı yok aynen devam. Viktoriya şelalerinde suların altında canlı yayın yapıp görüntü kaydettim. Gösterişi olmayan avucuma sığan, telefonu tutarken baş parmağımla en tepesine erişebildiğim, 138gr ağırlığı olan bir telefon. Verilerine ve özelliklerine bakarak benim için piyasa da ki en kral telefondur.  

Sony CP-F10L (80$) cihazları sarj etme konusunda pek sıkıntım olmasa da bir önlem olarak yanımda 10000mah lik bir yedek pilde taşıyorum. Ne olur ne olmaz : ). Aynı anda iki cihazı sarj etme olayı ile bana yetecek kadar güçlü ve küçük.

Müzik çalarsız olmaz. Apple Ipod Nano 16Gb (173$)  İlk kullandığım İpod'u Aralık 2009 yılında almıştım.  2015 yılında pili çok çabuk bitmeye başlamıştı değiştirmek zorunda kaldım. Sonrasında Sony marka mp3 player aldım fakat onun ömrü çok kısa oldu suya düştü.  Eskisi ipodumla bir süre daha devam ettim fakat sonrasında pili tamamı ile bitti.  Suya düşürmez ve kaybetmezsem bunla dünya turu biter : )

Fotoğrafların ve Videoların boyutları oldukça fazla. Bir fotoğraf nerden baksanız 20 MB üstünde yer kaplıyor. Kaldıki bu olayın içine yüksek çözünürlükte video da eklediğiniz de 4k gibi bu arşivi yedekleme sıkıntısı ortaya çıkıyor.  Yanımda 4TB disk her daim bulunuyor. Segate markalarını kullanıyorum (200$). Fakat bunlar yeterli olmuyor. 36000 kilometrede Türkiye'ye gönderdiğim disk sayısı 4 adet. Yani bu siteye koymadığım ve paylaşmadığım video fotoğraf sayısı oldukça fazla.

 

 Remington ( 34$) marka Saç ve sakal makinam. Malum bazı ülkelerde saç kesimine inanılmaz ücretler alıyorlar.  baktım ki olacak gibi değil gittim su geçirmeyen bu modeli Almanya'da indirimdeyken aldım.  Verdiğim parayı çoktan kurtardı. çok saç kesmişliğim var. Artık  şekil falan da kesmeye başladım : )

Tur boyunca yanımda bir küçük ilk yardım çantası mevcut. Bazı ufak tefek eklemeler çıkarmalar yaptığımda oluyor.  Bu sete özellikle kene için bir iki ekleme yaptım. Sivri sinekler için kol bantaları var. Sivri sinek ilacı taşıdığım dönemlerde var. Bir adet ağrı kesici, Kas gevşetici ve Kasık Mantarı ilacı mevcut. Tırnak Makası, Cımbız, Törpü, ucu sivri olmayan küçük makas. İshal ve Kabızlık ilaçları, Antibiyotik. Bunların yanında kendime serum hazırlayabilecek karışım. İshal ve zehirlenmeye karşı 4 doz hazırda bulunduruyorum. Olduğum Aşılar; Difteri, tetanoz, Japon Ensefaliti, Meningokok, Sarı humma, Tifo, H. Influenza aşısı, Pnömokok, Hepatit. Bunların dışında yanımda Prezervatifte taşıyorum. Hala bazıları bunu niye yazdın diyor. Canım benim cinsel ilişkiye girdiğinde uzvuna takacaksın ki başka hastalıklardan da korunasın.  Eşek kadar adam da ayıp ayıp diye mesaj atmış. Hadi canım hadi....yallah! Bu liste içinde Güneş kremi bulunmuyor. Güneşte genellikle uzun kollu gömleğimi giyiyor ve yüzümü, ensemi kapatan çöl şapkası ile geziyorum. Şu zamana kadar hiç yanma sorunum olmadı. Özellikle enseyi kapatan şapka kullanılması çok mühim!! Kremi sürdüğün ten zaten yoldaki terlemeyle bir süre sonra kremi tamamen teninden kusacak bu yüzden krem sürmeye veya taşımaya gerek yok. Bunun yerine uzun kollu nefes alan kıyafetler kullanılmalı. (100$)

 

YAZLIK-KIŞLIK KIYAFETLER

Böyle uzun yolculuklarda hastalanmamızı sağlayan en önemli faktör doğru kıyafet tercihleridir. Türkiye-Japonya Turunda The North Face sponsorum değildi fakat bu markayı tercih etmiştim. Dünya turunda markalarının temsilcilerinden biri oldum. 

Önce kışlık kıyafetlerden başlayalım;

Soğuk kış günlerinde kullandığım aynı zamanda yağmurlu havalarda da sık sık giydiğim pantolon The North Face Men’s Hylite Pants. Yağmurlu havalarda pedallarken üstümde olan bu model zerre su geçirmedi. Pantolon aynı zamanda windstopper Fakat pantolon esneme yapmadığından dolayı her pedal çevirişte yukarı çıkıyor. Peki arada kalan açıklık için ne yapıyorum? Colombia’nın Titanium serisinden Gore-Tex tozluklarla sorunu çözüyorum. Yağmurlu havalarda bisiklet kullananlar iyi bilir. Sürekli ayakkabılar veya pantolonlar batar. İşte çözüm bu tozluklar. Tabi ayağınızda birde Gore-Tex malzemeden yapılmış ayakkabı şart.. Bu Pantolonun içine bir adet termal içlikte giyildimi -57 e kadar pedallamaya devam. (daha düşük hava sıcaklığını henüz görmedim limit bu)

 

Shimano MT91 Gore-tex Spd Mtb Boots (165$)da benim kullandığım ayakkabı. Spd kullananlar bilir ayakkabılar takır tukur ses çıkartır. Bu ayakkabıda böyle bir ses gelmiyor vibran tabanlar spd den biraz daha yüksekte. Fakat arazide veya karlı bir alanda yürümek istersen kilit mekanizması çok fazla çamur ve kar biriktiriyor ve yürümemi zorlaştırıyor. Su geçirmiyor. Fakat pantolondan akan su paçalardan içeri girebilir. Bunun önüne de tozluk kullanarak geçiyorsun. Ayakkabıyı hem yaz hem kış aylarında kullanabiliyorum. -10 den sonra soğuk havayı hissediyorsun. Ayakkabıyı yarım numara büyük alıp alt tarafına yünden bir astar yerleştirdim. Böylelikle soğuk kış günlerinde de gayet güzel korumaya başladı. Karlı ve buzlu havalarda spd olayına hiç girmiyorum fakat onun dışında çoğunlukla pedallara kitli bir şekilde sürüşümü gerçekleştiriyorum. 365 gün bir fil ayakkabıyı kullanınca Gore-Tek özelliğini yitiriyor. Kırılma alanlarında çatlamalar meydana geliyor. Hatta zamanla parmağımın girebildiği kadar bir delik oluştu. Bu şekilde bir teste tutulan bu ayakkabı için şunu söyleyebilirim. Performans olayı fiyatı hak ediyor. Bu ayakkabım yanında bir adet sandaletim ve spor ayakkabım var. 

 

Tabii bu seriyi tamamlayan iyi bir de mont gerekiyor. Türkiye - Japonya turunda da kullandığım ve dünya turunda da kullandığım kışlık montum The North Face Windwall Triclimate. İki ayrı parçadan oluşan bu montun içinde bir windstoper var. Fakat bu windstoper’ın içi termal. Yani bunu giymem için havanın ciddi anlamda soğuk olması gerekiyor. Bisiklete binerken bu montun içine sadece bir adet kısa kollu giymek yeterli oluyor. Aynı zamanda koltuk altlarında ve yan taraflarda iç tarafın hava alabilmesi için geniş cepler mevcut. Bu sayede pedallarken havanında soğuk olması sayesinde içerde terleme yapmıyor. Serin bir havada pedallıyormuş gibi yoluna devam ediyorsun. Bu malzemelerin hepsi Gore-Tex ürünlerden olduğundan su geçirmiyorlar. Son olarak çantada bir adet de The North Face Resolve Jackbulunmakta.

Tabi bu takımı tamamlamak için iyi ve kullanışlı birde gözlük lazım. Kış gözlüklerinin camları hassas olur fazla yüke geldimi çabuk kırılır veya çizilir bu yüzden yer kaplamayan ve gayet kullanışlı olan Uvex Pocket (90$) tercih ettim. Ayrıca bu gözlüğü çölde kum fırtınalarında da rahatça kullanıyorum

 

 

Yazlık Kıyafetler

 

The North Face Ventilation Long Sleve (Gönlek)

Senelerdir seyahat ediyorum ve fotoğraflarımın hemen hepsinde bu gömlekler gözüküyor. Bu gömlekleri terchi etmemin 3 sebebi var. Birinci sebebi fazla yer kaplamamları. Ne kadar kırışık olursa olsun üstüme giydiktenten 5 dakika sonra sanki ütülenmiş gibi duruyor. İkinci sebebi terletmemesi. Koltuk altında ve sırtında bulunan hava kanalları sayesinde nefes alabilen bir yapıya sahip olması, yıkandığında çok çabuk kuruması. Üçüncü sebebi UV koruması sayesinde güneş ışınlarından koruyor olması. Bisikletimde  2 Beyaz, 1 Mavi renklerini taşımaktayım. The North Face Ventilation Long Sleve gömleklerin fiyatı (59$)

 

Tercihim öncelikle pratik ve az yer kaplayan kıyafetlerdir. Mesela The North Face Men's Paramount Peak2  pantolondan 3 adet var. Bu pantolon aynı zamanda şort olabiliyor ve bisiklet kullanımına çok uygun bir pantolon. Ayrıca su geçirmez ve nefes alabilen bir malzemeden yapılması zor koşullarda kullanılmasına olanak sağlıyor.

 

Men’s Better than Naked 3 adette bundan bulunuyor. İkini yolda kullanıyorum  birini gece uyurken giyiyorum. 

 

Böyle uzun yolculuklarda kullanacağınız iç çamaşır da çok önemli. Yanımda 4 adet iç çamaşırı var. Her bir iç çamaşırını normalde iki gün kullanıyorum. Çöl geçişleri sırasında 3 güne çıkarıyorum. Bu çamaşırların rahat olması yolculuğun konforu için çok önemli. Dayanıklı olmaları lazım. Aslında dayanıklılık olayı tüm ürünler için geçerli. Zırt pırt don, kısa kollu, pantolon alacağıma bir kere alıyorum senelerce kullanıyorum. Bu ürünlerin tamamını elde yıkadığımdan dolayı dayanıklılıkta önem teşkil ediyor. İç çamaşırlar Mark Spencer’ın siyah pamuklu slip iç çamaşırlarıdır.

KAMP MALZEMELERİ

Kullandığım Çadırlar 

 Dünya turunda değişimli olarak kullandığım iki çadır var. 

The North Face Mountain25 (595$). Bu çadır konusunda şöyle böyle diye konuşmama gerek yok. Tasarım ve dayanıklılığı konusunda onlarca ödül alıp, kullanıcılarının hepsinden tam not alan şu zaman kadar üretilmiş en iyi çadırlardan biridir. Her ne kadar iki kişilik çadır olarak gözükse de 3 kişi hatta 4 kişi bile içine sığabilir. Teknik bir çadır olduğundan dolayı nizami bir şekilde çadırı kurmaya kalkarsanız biraz zaman alıyor. Kışın rüzgarlı dönemlerde iki katmanlı kullanıyorum. Fakat rüzgar yoksa kar yağıyorsa bile yağmurluğunu örtmüyorum. Dünyanın Kuzeyinde kuzey Rüzgarlarına, Sahra çölünde, Arabistan Çölünde, Afrika'nın tropik yağmurlarında ve  daha bir çok farklı coğrafya da kullandım. Rüzgarda milim şeklini şemalini bozmayan muhteşem bir çadır. Yıpranan yerlerini tamir edip hala kullanmaya devam ediyorum. Bu çadırlar böyle koşullar için üretilmiyor. Yüzlerce defa kurulup toplanmasıda bu çadırları yıpratır. Çadırın su geçirmesi diye bir şey söz konusu değil.  Yağmur suları ile dolmuş 5cm yükeseklikteki su birikintisinin içinde tüm gün durmasına rağmen içieriye ıslaklık geçmemiştir. Bu çadırla ilgili söyleyebileceğim en kötü olay  çadırın dış tentesinin sarı olması. Çok dikkat çekiyor ve iyi saklamazsan her yerden gözüküyor. Neticede fiyat performans olayı gayet normal. 5 pole den oluşan bu çadırın ağırlığı 4.2kg. 

The North Fce Triarch 1 (300$) İki katmanlı bu çadır tek kişilik. Diğer çadırdan farklı olarak tek kapılı ve hafif. Arka tarafında ve ön tarafında bisikletin çantalarını koyabilecek kadar kapalı bir bagaj alanı var. Özellikle diğer tarafına 4 adet bulunan 10L  çantaların tamamı sığabilir. İçerde eşyaları koymak için başta ve sonda iki çadırın tepesinde 2 olmak üzere toplamda 6 göz var. Tek kişilik oldukça ideal bir çadır. Şimdilik sadece yağmur da test edebildim. Gayet iyi. Tek pole den oluşuyor. Ağırlığı 960gram.  Üst tentenin altında tamamen sineklikten oluşan ikinci alan var. Geceleri 160 derecelik açı ile gökyüzündeki yıldızlar seyredilebilir. 

 

Evet kafa lambası olarak Taktikka+ (45$) . Hafif oldukça kulllanışlı su geçirmez bir model.  140 Lumen lik bir aydınlatması var ve 4 kademeden oluşuyor.  En düşük ışık yaydığı konumda oldukça uzun süre gidiyor. Geceleri pek seyahat eden biri değilim bu yüzden  bisikletin önünde yer ışığı iptal ettim. Onun yerine 140 Lümen olan bu canavarı kullanıyorum ve yeterince iyi önümü aydınlattığını söyleyebilirim.  Ayrıca bir adette kırmızı ışığı var. Kımızı ışığı genellikle geceleri kamp yaptığımda çadır etrafında gezerken kullanıyorum. Böylelikle pek dikkat et çekmiyorum

Kamp ocağım Msr Dragon Fly. (135$)Bezin ve mazotla çalışır. Bakımı gayet kolay, hafif, dayanıklı, tozlu ve kumlu ortamlarda mükemmel performans, uluslararası gezilerde başkentlerde mutlaka yedek ekipmanını satan dükkan bulma şansı yüksek. Fazla yer kaplamıyor. Sağlam. Daha ne yazayim işte, Uzun turlar yapacaksanız ve yakıttan tasaruf etmek istiyorsanız. Çözüm kendileri olur. Nokta! Bu arada kullandığım tencere ve tava da Msr'ın ürünleri. 2009 Yılında almıştım hala da kullanmaya devam ediyorum. Gene Msr Çatal ve Kaşık  ürünlerini de 2009 yılında almıştım hala kullanıyorum.

 

 

 

 

 

Msr Miniworks Ex Mikrofilter (72$) gerçekleştirdiğim her iki turda da yanımdan ayırmadığım seramik su arıtma sistemimdir.  Tortu, kum, çamur, bulanıklık, renk, koku, kötü tad, parazit ve parazit yumurtalarını, kurt, ağır metal iyonlarını sudan ayrıştırır ve içilecek bir kaliteye getir. Gobi çölünde çişimi de arıtıp tatlı sularla karıştırıp içtiğimi de göz önünde bulundurursak geriye söylenecek söz kalmıyor.

 

Seyahat rotamı inceleyenlerin dikkatini çeken mevzu nerede zorlu bir alan var benim orada olmam. Zirvelere pedallayarak çıkıyorum, en sıcak dönemlerde çölleri geçmeye çalışıyorum, en soğuk dönemlerde bisikletin üzerinde pedallayacak alanları seçiyorum. Bu kadar zorlu koşulları az hastalanarak veya hiç hastalanmadan geçmek istiyorsanız böyle profesyonel ekipmanları yanınızda taşımanız gerekiyor. Bunlardan biride bu ortamlara uygun uyku tulumu. The North Face Inferno 730$ Seyahatlerimde yüksek derecelerde soğuklarla mücadele ettiğimden bu tarz tulum kesinlikle şart,. Bu tulum -40 tulumudur. Rusya geçişim sırasında çadır içinde -40 dereceyi geçen soğuklarda uyudum. Bu tulumu termal içlikle desteklediğimde -55 dereceye kadar koruma sağlar. -55 derecede tulumun içine üzerinizde termal kıyafetlerlede girince -60 a kadar yolu var..... ( -60 henüz test etmedim sanırım yandım deme ihtimali yüksek). Bu arada bisikletin yan çantalarına da sığması ayrı bir avantaj. Fakat çantada hatrı sayılır bir yer kapladığını söyleyebilirim. toplam ağırlığı 1.3 kg

 

Böyle yüksek soğukların olmadığı dönemlerde İnferno'yu Türkiye'ye yolluyorum The North Face High Tail3s (310$) tulumunu kullanıyorum. Bu tulumun en büyük özelliği avucumun içine sığacak kadar küçük ve oldukça ciddi soğuklarda koruyacak kadar kaliteli olması. Alpinist tamamen bir çantamı kaplarken bu ufaklık nerdeyse çantada gözükmüyor. Karlı alanlardan sonra kullanmaya başladığım tulum budur. Önümüzdeki dönemde kış performansını da test edeceğim

Bu tulum içinde bir adet de ipekten ayrı bir içlik daha var (55$). bu içlik +5 derece daha sıcaklık eklediği gibi içerde oluşan nemlenmeyi de önlüyor. Ayrıca kışın bazı günler direkt üzerimdeki içlikleri çıkarmadan da uyuduğum oluyor. O kadar yorgun oluyorumki kış aylarında karda pedallamaktan. Hakikaten üşeniyorum. Bunun sayesinde tulumun içinin kirlenmesini de önlüyorsun. Bisiklet sürerken kullandığım dış malzemeyi katlayıp Altta bulunan matın kılıfının içine sokuyorum. Böylelikle yastığımda hazır olmuş oluyor. Yol boyunca soğuktan dolayı nemlenerek ıslanmış polar baf ve kafa bandıda tulumla içlik arasına sokuyorum. Sabah kadar kuruyorlar. Ayrıca termosum da tulumun içinde duruyor. Gece dışarda bırakırsam suyum donuyor. -30 dan sonra elektronik malzemleri de geceleri tulum içine koyarım. Yazları tulumu nerdeyse hiç kullanmam ipekten içliği üzerime örter uyurum.

 

Kullandığım Mat  Therm-a Rest All Seaosan'ı  (170$)kullanıyorum Dünya turumda bu ikinci matım birincisi gene aynı markanın farklı bir modeliydi bozulunca Türkiye'den arkadaşım İlker Burgaç bunu alıp yolladı kendisine teşekkür ederim.  İlkinin bozulma sebebi de yoğun ve kullanım koşulları 3.5 sene kullanmıştım artık zamanı gelmişti. Hemen hemen denemediğim şişme mat modeli kalmadı diyebilirim. İllaki hepsi bir süre sonra bombe yapıyor. Bombe yapmaması için birinci kural şişikken asla tek bir noktaya basınç uygulanmaması yani 90 derece bir açı ile üstünde uzun süre oturmanız ömrünü azaltıyor. Fakat Therm-a-Rest firması "Kardeşim ömür boyu garanti veriyoruz" bombe yaparsa getirin değiştirelim" diyorlar.İlk seyahatimde ispanyol arkadaşım thierry'nin matı bombe vermişti çinde ürünü satan firmayı buldu dükkana girdi eskisini verdi yenisini aldı çıktı : ) Ben de bozulanı Türkiye'ye yolladım bakalım aynı geri dönüşü alabilecekmiyiz :D . Bu matlarla -35 derecede karlar üstünde de uyudum. 5 santimlik suyun üzerinde de su yatağı misali yattım. hiç bir sıkıntı olmadı. Therma Rest All seasan da beğendiğim bir olay kendisinin iki kalem pille çalışan ufak bir pompası olması. Ben diğer işlerimle ilgilenirken o matı şişiriyor ve olması gereken basınçta bırakıp duruyor. Ayrıca sıcak yaz günlerinde kendime de üfletmem güzel oluyor.

Oritlieb Su çantaları gene bu turda kullanacağım yeni ürünlerden biri. Bisiklette iki tane 4 litrelik, bir adette 10 litrelik bu su çantalarından bulunuyor. 10 litrelik olan su tankını kirli su tankı olarak kullanıyorum. 4 litrelikler temiz su için. Aynı zamanda kullanışlı kapakları ve tasarımı sayesinde duş almak için pratik ve çok kullanışlı.

Bu kadar yükün üstüne kitap taşımak tabiki eşeklik olur. Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı sorusunun cevabı; Benim için Okuyarak gezmek veya gezerek okumak.  Bu yüzden yanımda Kindle Marka Elektronik Kitap taşıyorum. 4 senedir  Yoldayım 42 adet kitap bitirebildim. Yolda ancak bu kadar oluyor.  Kindle PaperWhite'ın  (100$) pili 40 gün kadar dayanıyor. wifi kullanıp internete bağlanma imkanı var. Bu şekilde amazon dan kitap indirilebiliyorum. Türkiye'de e-kitap satışı yapan sitelerden de kitaplar satın alıp kindle da okuyabiliyorum. Soğuk havalarda kullanma imkanım da oldu ( -40 da çadırda kitap okumuşluğum var hani soğuk hava dediysem bende böyle) Hiç sorun yaşamadım. Ayrıca içine yüklediğim ingilizce sözlükle de, ingilizce kitaplar okurken bilmediğim kelimenin üstünü tıklıyorum hemen türkçe anlamını görüyorum. Ayça Kurtcan'ın hediyesidir kendisine teşekkür ederim. Yolculuk sırasında okumaya devam! Bence her tur bisikletçisi veya sırtçantalı gezgin bu ürünü edinmeli. Gideceği bölge hakkında yazarların ve araştırmacıların yayınlanmış kitaplarını da okumalı

Not: Ekranda gözüken kitap Türkiye- Japonya turunun biten fakat yayınlanmayan 453 sayfalık seyahatnamesidir.

 

Leatherman Wave. ( 91$)Uzun tur yapan veya kamp yapmasını seven herkesin çantasında olması gereken önemli bir parça. Pense, Bıçak ve Testeresi oldukça iyi. Testere ve Bıçak bölümünün kitlenebilmesi olası bir ters harekette kendini kesmeni önlüyor. Ayrıca pensesi de oldukça kullanışlı. Törpü, ufak bıçak, yıldız ve düz tornavida, konserve ve şişe açacağı, ufak bir cetvel de mevcut

 


Yorumlar

blog comments powered by Disqus

Fotoğraflar


Video








YASAL UYARI - LEGAL DISCLAIMER